Make your own free website on Tripod.com

            Yorucu olsa da keyifli bir dönemin neredeyse sonuna yaklaşıyoruz. Öğretim yılı başında belirlediğimiz hedeflere adım adım  erişmemizden geliyor bu keyfimiz.

Okul bahçesine taşıdığımız metal işleri,tesviye ve motor atölyelerinde eğitime başladık. Hatta motor atölyemizde bir kamu kuruluşunun iş görmez durumdaki aracını öğrenci ve öğretmenlerimizin emeği ile değim yerinde ise tepeden tırnağa onarıp kullanılır duruma getirdik. Yine metal işleri,sıhhi tesisat ,ağaç işleri,elektrik iş kolundaki öğrenci ve öğretmenlerimizle çevre mahalle ve köylerdeki okulların onarımını gerçekleştirdik.

Tekstil iş kolunda çalışan öğrencilerimizin daha iyi koşullarda yetiştirilebilmeleri için tam donanımlı bir konfeksiyon atölyesi kurduk.

Sosyal etkinliklerimizi sergileyebileceğimiz bir konferans salonunun yapımını öğrenci ve öğretmenlerimizin çabaları ile sürdürüyoruz. tüm öğrencilerimize ücretsiz yemek yedirmeye devam ediyoruz.

            Öğrencilerimiz çocuklukla gençlik arasındaki o belirsiz sınır gereği dinamik ,heyecanlı. Verilen her şeyi almaya hazır. Bir bakıma biçim ve yön vermeye uygun yapıdadır. Onları iyi yönde ,kendine ve topluma yararlı birer birey ve girişimci olarak yetiştirebilmek en büyük hedefimizdir.

            23 nisan 1920 de Türk ulusu “ben varım” ve “devlet benim” diye bütün dünyaya Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğunu ilan etmişti. Cumhuriyetin ve devrimlerin ilk adımı olan ve Atamızın çocuklara armağan ettiği  bu bayramı  hafta boyunca çeşitli etkinliklerle kutladık. Ancak rakamlar çocukların ülkemizde ve dünyada hiç de hak etmedikleri düzeyde yaşadıklarını gösteriyor.

Türk çocuklarının Türkiye’nin üyesi olmaya çalıştığı AB ülkelerindeki yaşıtlarından çok geride olduğu ,Sosyal Hizmetler Ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından hazırlanan raporla bir kez daha ortaya kondu. Nüfusun %37.8 ini oluşturan 25 milyon 41 bin 0-18 ya grubundaki çocuktan 1 milyon 365 i ağır koşullarda çalışarak yaşam mücadelesi veriyor. Dünyanın hangi kıtasında olursa olsun daha ağır ,daha karanlık bir harita çiziyor. Filistin’de çocuklar gelişmiş sayılan ülkelerin çıkar hesaplarından habersiz, nedenini bilmedikleri bir savaşta ölüyorlar. Dengelerin yok olduğu bir yer yüzü var artık. Aşkın ,sanatın,dostlukların eski tadı yok. Çünkü artık kimse hayal kuramıyor. En çokta  çocukların hayallerini hoyratça yok ediyorlar. Sadece Filistinli ,Afgan ,yada Afrikalı çocukların değil,yer yüzünün neşesi bütün çocukların yaşam sevinci ellerinden alınıyor.

            Bir gazetecinin Çocuk Bayramı nedeniyle Ankara Ostim Mesleki Eğitim Merkezinde yatılı okuyup çalışan bir kalfa adayı öğrenci ile söyleşisini okudum. Bu öğrenci bir meslek öğrenmesi için İç Anadolu’dan ailesi tarafından bu okula gönderilmiş. Bir meslek öğreneceği ve ustalık belgesi alacağı için kendisini şanslı görse de, yinede içindeki çocuk duygusuyla “bizim köylerde de böyle okullar olsa, ailemizin yanından fazla uzaklaşmasak” diyor.

Bu söyleşi yıllar öncesini ,bu günlerde 62. kuruluş yıldönümünü kutlayan Köy Enstitülerini anımsatıyor. Yaşadıklarımdan değil, okuduklarımdan. Şuan yaşamlarının ikinci baharını sürdürüp, o okullarda yetişme şansına erişmiş kişilerle yaptığım o doyumsuz sohbetlerden biliyorum. Köy Enstitüleri, dünya eğitim tarihinde çok kısa sürede kimilerinin hiç istemediği, kimilerinin de hiç ummadığı ne bugün nede gelecekte düşlenemeyecek, çok olumlu sonuçlara ulaşmıştır. Üretime dayalı bu toplu eğitim düzeninde bugün bile vazgeçemeyeceğimiz ilkelerin yerleri boş bulunmaktadır.

            Koruyucu programların yeterince geliştirilerek, sokakta yaşamak veya çalışmak zorunda kalan çocuklara ulaşmak, onlara gelecek sağlayacak eğitimi vermek, başta devletimiz ve biz eğitimcilerin en temel görevidir. Unutulmamalıdır ki mutsuz bir toplumda mutlu bireyler olamaz.

Sedat YEŞİLYAĞCI

                                    Merkez Müdürü                                                                                                                        

ANA MENÜ